Pro^GE

Türkiye Müteahhitler Birliği Gündem Dergisi Söyleşi- İnşaat Projelerinin Yönetimi, Verimlilik, Sürdürülebilirlik

TMB Gündem: Bir süredir ICPMA (International Construction Project Management Association) adlı uluslararası meslek kuruluşunda onursal üye olarak görev yapmaktasınız. Bize bu kuruluşu amaçları, faaliyetlerive üye profili itibariyle kısaca tanıtır mısınız?

SA: Müsaade ederseniz ICPMA için sorunuzda geçen “Meslek Kuruluşu” deyimi yerine üyeleri arasında “Proje Yönetimi”bilgi ve deneyimlerinin paylaşıldığı bir “Mesleki Platform” deyimini kullanalım. ICPMA on yılı geçkin bir süre önce değişik ülkelerden proje yönetimi pratiğinin içinde olan kişilerce oluşturulmuş, hukuki varlığı ise kuruluşunu takip eden ilk birkaç yıl içinde İsviçre’de kar amacı gütmeyen bir kuruluş statüsünde oluşmuş. Son yıllarda yapılan statü değişikliği ile her üye ülke için koyulmuş olan bir aktif proje yönetim firması, bir akademik kuruluş ve bir meslek kuruluşu olmak üzere maksimum 3 üye kısıtlaması kaldırılarak, birden fazla proje yönetimi hizmeti veren kuruluşun yanında kişisel üyelik başvurularının yolu da açıldı. Biz Pro^GE olarak bu gelişmeyi İstanbul’da yaptığımız geniş katılımlı bir toplantı ile sektörde yer alan meslektaşlarımızla paylaştık. Kuruluş her yıl genel kurul toplantısının yanında bir mesleki etkinlik de düzenlemekte. Genellikle ilgi çekici proje yönetimi deneylerinin aktarıldığı bu etkinliklerden birisi de 2010 yılında İstanbul’un Kültür Başkenti olması dolayısıyla İstanbul’da yapıldı. Teması “Koruma” ve “Metropollerin Trafik Alt Yapıları” olarak belirlenen farklı iki başlık olan etkinlik için aldığımız tepkiler toplantının başarılı olduğunu ve katılımcıların büyük beğenisini kazandığını gösteriyor. Özellikle Marmaray Projesi ve güzergâh üzerinde bulunan Bizans dönemi eserlerin yarattığı ve arkeologlarla mühendisleri karşı karşıya getiren düzeyli tartışmalar, ulaşılan sonuçlarsaygı ve ilgiyle izlendi. Bu yılın etkinliği ise Viyana’da düzenlendi. FIDIC yetkilileri bu toplantıda en yetkili ağızlardan uluslararası FIDIC uygulamalarını tartıştılar. Biz bu platformda mümkün olduğu kadar çok Türk meslektaşımızın yer alması yönünde çalışmalarımızı sürdürürken bu dileğimizin meslektaşlarımıza ulaşmasını sağlayarak yayın organınızın da bu çabalarımıza önemli bir katkıda bulunduğunu belirtmeliyim.

TMB Gündem: Son dönemde kısaca “BIM” (Building Information Management) olarak adlandırılan, “Yapı Bilgi Sistemi”ni inşaat projelerinin yönetiminde sağladığı faydaları tasarım, uygulama, kalite, verimlilik, rekabet gücü vb. boyutlarıyla açıklar mısınız? Bu sistemin dünyadaki ve ülkemizdeki kullanımı geçmişten bugüne nasıl bir gelişme gösterdi? Geleceğini nasıl görüyorsunuz? Hızlı bir yayılma bekleyebilir miyiz?

Öncelikle bu sorunuza her yönü ile cevaplar verebilecek bilgi birikimine sahip olmadığımı belirtmeliyim. Ben de BIM’i çeşitli yönleri ile öğrenmeye çalışanlardan biriyim. Burada sadece sezilerimi ve bu güne kadar öğrendiklerimden çıkarabildiğim neticeleri aktarabilirim. Ulaştığım kaynaklardan birinde BIM “Yapıyı tanımlayan tüm verilerin tutulduğu bir sayısal proje tabanı üstünde çalışılması; tasarım, yapım ve yapım sonrası işletme süreci boyunca üretilen projelerin bütünleşik veri tabanında saklanarak yönetilmesi ve sonraki projelerde de kullanılabilir kılınması” olarak tarif ediliyor. BIM dünya içinde çok yeni bir uygulama. Kaynaklar, 1970’lerden itibaren akademik çevrelerde tartışıldığını söylüyor. 2000’lerde inşaat sektörünün gündemine girmiş, 2007’den itibaren bilgisayar programlarında elde edilen gelişmelere paralel olarak yaygın uygulama alanı bulmaya başlamış. Üç boyutlu bir sanal ortamda “Disiplinler Arası Tasarım Koordinasyonu ve Yapım Yönetimi” sağlamayı amaçlıyor. Vurgulanan önemli bir özelliği de zaman, para gibi başlıklarla 4’üncü, 5’inci boyutlara doğru gelişebilmesi. Benim gözlemlerim ve ulaşabildiğim kısıtlı bilgilerin hemen tamamı BIM’in gelecek on yılda çok hızla yayılarak geniş bir uygulama alanı bulacağını gösteriyor. İçimde öyle bir his var ki çok yakın bir gelecekte dünya pazarında BIM uygulamasını hayata geçirememiş yüklenici firmaların rekabet imkânı kalmayacak. Benim ulaştığım bulgular BIM’in yapı üretimindeki kaynak israfını minimize edebilecek radikal bir çözüm olduğunu gösteriyor. Bu durumun kullanıcısına çok büyük rekabet avantajı sağlayacağı aşikar. Aynı şekilde doğrudan üç boyutlu tasarımı gerçekleştiremeyen tasarım firmalarının da işleri zor. Üç boyutlu tasarım çalışmaları BIM’in alt yapısını oluşturuyor. İki boyutlu tasarım çalışmalarının bilgisayar programları aracılığıyla üç boyutlu hale getirilmesi zaman zaman ihtiyacı karşılayabilse de tam anlamıyla bir çözüm olarak kabul görmüyor. Biz Pro^GE olarak işbirliği içinde olduğumuz Turner’dan ABD de hayata geçirdikleri BIM uygulamalarını aktaracakları bir etkinlikte yer almalarını istedik. 2012’nin hemen ilk aylarında beraber bu etkinliği gerçekleştirerek sektörde yer alan hemen her kesimden meslektaşlarımızla ve akademi dünyasıyla bilgilerimizi paylaşacağız. BIM’in yapı sektöründe giderek çok tartışılmaya başlandığını gözlüyorum. Ancak bu tartışmaların yoğunluğu ve derinliği konusunda görüş belirtecek bilgim maalesef yok.